İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı
Bağımlılık Programı Sorumlusu Prof. Dr. İlhan Yargıç, yeni yıl ve yeni
başlangıçların sigaradan kurtulmak isteyenler için önemli bir
motivasyon olduğunu bildirdi.
Prof. Dr. Yargıç, birçok insanın yeni yılla birlikte, ''kilo vermek,
para biriktirmek veya spor yapmak'' gibi kararlar aldığını belirterek,
sigara tiryakileri için bu kararlardan birinin her zaman ''yeni yılda
sigarayı bırakmak'' olduğunu kaydetti.
Bu kararın genellikle yeni yılın ilk günlerinde unutulduğuna dikkati
çeken Yargıç, bunun da sigarayı bırakmanın sanıldığı kadar kolay
olmamasından kaynaklandığını söyledi.
Yargıç, insanın kendini hazırlaması ve yeni yılda bunu başarmak üzere
profesyonel destek almasının, sigarayı bırakmada başarı şansını
yükselttiğini, hiçbir yardım almadan bırakan kişiler de bulunduğunu
ancak defalarca denediği halde başaramayanların mutlaka profesyonel
yardım almaları gerektiğini kaydetti.
''Ağır bağımlı'' olanların tıbbi destek almadan sigarayı bırakmalarının
zor olduğuna işaret eden Prof. Dr. İlhan Yargıç, sabah kalktıktan sonra
yarım saat içinde ve günde 1 paketin üzerinde sigara içmenin ''ağır
bağımlılık'' belirtileri olduğunu vurguladı.
İlhan Yarğıç, ''Bu durumdaki kişilerin tıbbi bir destek almadan
bırakmaları daha zordur. Profesyonel yardım içinde danışmanlık,
davranışsal terapiler ve uygun ilaç tedavileri yer alır'' diye konuştu.
Araştırmaların, sigara bağımlılarının yüzde 70'inden fazlasının aslında
sigarayı bırakmak istediğini ifade eden Yargıç, şu görüşleri dile
getirdi:
''Sigaradan kurtulmak isteyen bağımlılar için yeni yıl ve yeni
başlangıçlar, gerçekten önemli bir motivasyon. Ancak yeni yılda
sigarayı bırakma kararı vermek kadar önemli olan, bu kararı
sürdürebilmek için kendini hazırlamak ve gerekiyorsa destek almaktır.
Çünkü sigara bırakma, zor bir süreci beraberinde getirir. Bunun nedeni,
sigara içmenin hem psikolojik hem fiziksel bir bağımlılık olmasıdır.''
KRONİK VE NÜKSETİCİ BİR HASTALIK
Prof. Dr. İlhan Yargıç, sigara kullanımının, ''nikotine karşı fiziksel
ve psikolojik bağımlılığa neden olan kronik ve nüksetici bir hastalık
olduğunu'' belirterek, tiryakilerin sigarayı bıraktıklarında yeniden
içmek için şiddetli bir arzu ve yoksunluk belirtileri gösterdiklerini
söyledi.
Yargıç, sigara bırakıldığında nikotin yoksunluğuna bağlı olarak uyku
bozukluğu, asabiyet, depresyon, huzursuzluk, konsantrasyon bozukluğu
gibi belirtilerin ortaya çıkabileceğine dikkati çekerek, sigarayı
bırakma tedavisinde bilimselliği kanıtlanmış yöntemlerin
kullanılmasının çok önemli olduğunu bildirdi.
Sigarayı bırakmaya çalışanların, bunu başaramamalarının ardında sıkça
yapılan hataların da bulunduğunu vurgulayan Yargıç, ''Sigarayı az içme,
bir tane içmekle bir şey olmayacağı, sigarayı bırakmayı başaramayacağı
ve light sigara içme yanılgıları. Bu yanılgılar, insanın sigarayı
bırakamaması yönünde çok olumsuz etkenlerdir'' görüşünü dile getirdi.
Prof. Dr. Vural Kavuncu, karlı ve buzlu havalarda düşme sonucu en çok
kalça kırılmalarının meydana geldiğini söyledi. Kavuncu, karlı ve buzlu
havalarda vatandaşların küçük adımlarla yürümelerinin düşme riskini
azaltacağını vurguladı.
Afyonkarahisar Korel Termal Otel Klinik
Direktörü Prof. Dr. Vural Kavuncu, vatandaşların, karlı ve buzlu
havalarda yürürken daha dikkatli olmaları gerektiğini belirterek, kalça
kırıklarının yaşamsal riski de önemli ölçüde artırdığını kaydetti.
Özellikle ileri yaşla birlikte kemiklerin zayıflamasına bağlı olarak
basit düşme ya da çarpmalarla bile kırıklar oluşabileceğini ifade eden
Prof. Dr. Kavuncu, şöyle konuştu:
�Düşme sonucu en çok kalça kırıkları yaşanıyor. İleri yaşlarda görülen
kalça kırıkları yaşamsal riski de önemli ölçüde artırmaktadır. 70 yaşın
üzerinde olanların özellikle risk altında olduğu, osteoporoz
tedavisinde kullanılan ilaçlar ile kırık riski en iyi olasılıkla yüzde
50 oranında azalır. Halbuki alınacak basit tedbirlerle yaşlı insanların
düşme riski yarı yarıya azaltıldığında da aynı koruyucu etkiye ulaşmak
mümkün. Düşme riskini azaltmak için alınacak tedbirler konusunda en
basit önlem, bu riski taşıyan insanların karlı ve buzlu havalarda
zorunlu olmadıkça dışarıya çıkmamalarıdır. Ancak, gerekiyor ise tabanı
kaymayan ayakkabılar tercih etmeleri, altları lastik kaplamalı baston
kullanmaları, araçlara iniş ve binişlerde dikkatli olmalarında yarar
var.�
Kavuncu, karlı ve buzlu havalarda vatandaşların küçük adımlarla yürümelerinin düşme riskini azaltacağını vurguladı.
Ellerin cepte olması ise kırıkların artmasına, düşerken kafanın yere
çarpmasına bağlı beyin kanamalarına kadar varan büyük tehlikelere neden
olabiliyor.
Londra’daki Kine College Hastanesi Yaslanma Bilimi Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırma, vücudumuzun bize hayatimizi kurtaracak tam 16 ipucu verdiğini ortaya koydu.
Sağlıklı yaşam konusunda birçok araştırmaya imzasını atan; Londra’daki Kine College Hastanesi Gerontoloji (yaslanma bilimi) Enstitüsü’nde araştırmalarını yürüten Prof. Dr. Robert Bale, “Sadece parmaklarınızın uzunluğu bile sizin sağlığınız hakkında kayda değer bilgi sahibi olmamızı sağlıyor aslında. Siz de vücudunuzla ilgili önemli detaylara; dikkat ederek sağlığınızı koruyabilirsiniz ” diyor ve ekliyor: “Vücudunuz; siz fark etmeden sağlığınızla ilgili en önemli ipuçlarını veriyor.”
Prof. Bale’ye göre, tırnaktan gözlere, doğum kilosundan avuç içine kadar vücuttaki her şey birer gösterge. O halde bir test yaparak ne kadar sağlıklı olduğumuzu anlamak mümkün. Bale’nin ” İste hayatınızı kurtaracak 16 ipucu” dediği test şöyle:
1.Tırnaklar
Tırnaklarınıza dikkatle bakın. Eğer hafif mavilik yâda; morluk görürseniz bu bir kalp hastalığıyla karsı karsıya olduğunuz anlamına gelebilir. Tırnaklarınızın aşırı kalın olması ya da üstlerinde tümsekler olması da nefes alma hatta akciğer sorunlarıyla karsı karsıya olduğunuzu gösterebilir.
2. Nefeslerinizi Sayın
Eğer dakikada 15 kez ve daha altında nefes alıp veriyorsanız sağlıklı ciğerlere sahipsiniz demek… Eğer 25 kez nefes alıp veriyorsanız o zaman sağlığınıza dikkat etmelisiniz.
3. Gözler
Aynada gözlerinizden birine bakın. İris’in etrafında beyaz bir daire varsa kolesterol seviyeniz yüksek anlamına geliyor. Bu aynı şekilde yaklaşan kalp sorunlarının da en büyük habercisi.
4. Avuç içinize bakin
Avuç içlerinize dikkatle bakın. Eğer kırmızı ve lekelilerse karaciğerinizde sorun var demek.
5. Hafıza kontrolü
Bir tepsinin üstüne rastgele 10 eşya koyun. Tepsiye sadece 10 saniye bakin. Kaç tanesini hatırlayabildiniz? İyi bir hafızanızın olması Alzheimer’le karsılaşma riskinizin daha az olacağı anlamına geliyor.
6. Kas kontrolü
Sırt üstü yatın. Bacaklarınız dümdüz olsun. Bir bacağınızı havaya kaldırın. Bir kişinin ayağınıza bastırmasını isteyin. Eğer bacağınız yere düşüyorsa, kaslarınız da bir zayıflık olduğu anlamına geliyor.
7. Görünüş
Gözünüzün hemen altında elmacık kemiğiniz üzerine bir cetvel yerleştirin. Sonra cetvelin üstüne bir kredi kartı yerleştirin kartı en rahat okuduğunuz uzaklığı ölçün. Ne kadar yakına gelirse gelsin kartı rahat okuyabiliyorsanız göz sağlığınızın iyi olduğu anlamına geliyor.
8. Tiroit misiniz?
Kollarınızı yere paralel olarak tam karsınızda birleye uzanıyormuş gibi uzatın. Ellerinize dikkat edin. Eğer elleriniz bu pozisyonda titriyorsa o zaman tiroit olma riskiniz çok.
9. Düz yürümek
Yere bir metre uzunluğunda bir çizgi çizin. Üzerinde rahat yürüyebiliyorsanız, vücudunuzun koordinasyonu iyi isliyor demektir.
10. Doğum kilonuz
Annenize kaç kilo doğduğunuzu sorun. 3 kilonun altında doğmuşsanız kalp sorunlarıyla karsı karsıya kalabilirsiniz.
11. Beliniz kalın mı?
Vücut sekliniz elmaya benziyorsa, yani yağlarınız belinizin çevresinde toplanıyorsa, kalp sorunu yasama riskiniz daha fazla.
12. Tuvalet sıklığı
Her 3 saatte bir tuvalete birden çok gitme ihtiyacı mı hissediyorsunuz? Diyabetin en erken alarmlarından biri sık tuvalete gitmektir.
13. Nabız kontrolü
Nabzınız ne kadar yavaş atıyorsa o kadar uzun yasayacaksınız demektir. Yani nabzınız 70′in altındaysa sağlıklısınız anlamına geliyor.
14.Dişlerinizi fırçalayın
Eğer dişleriniz kanıyorsa, kalbiniz tehlikede demektir.
15. Parmak uzunluğu
İşaret ve yüzük parmakları ayni uzunlukta olan kişilerin kalp krizi geçirme riski daha fazla.
16. Ayak Bilekleri
Baş parmağınızla ayak bileğinizin arka kısmına bastırın. Eğer bastırdığınız noktada çok fazla çukurluk oluşuyorsa, o zaman kalp, akciğer, böbrek sorunlarıyla karsı karsıya kalabilirsiniz.
Ege Üniversitesi (EÜ) Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hüsniye Sağlam, zayıflamaya karar verenlerin hasta-hekim-eczacı zincirini kırmaması gerektiğini söyledi.
Güncelleme: 17:01 TSİ 25 Temmuz 2008 Cuma
İZMİR - Ege Üniversitesi (EÜ) Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hüsniye Sağlam, hastanın varsa kullandığı ilaçları da dikkate alarak hekim kontrolü ve eczacı işbirliğiyle zayıflama reçetesini uygulaması gerektiğini belirtti.
Bitkilerle tedavinin alternatif tedavi olarak algılanmaması gerektiğini vurgulayan Sağlam, bitkinin nereden, ne zaman toplandığının bilinmesi ve uzmanlara danışılmasının önem taşıdığını ifade etti. Sağlam, şöyle dedi:
“Bitkilerle tedavinin kullanılan ilaçlar yanında destekleyici, tamamlayıcı bir yöntem olarak algılanması gerekir. Zayıflama çayları da bitkilerden hazırlanıyor. Piyasada üçlü, beşli karışım denilen bitki çayları var. Bunları zayıflama amacıyla kullanmadan önce mutlaka hekim ile görüşülmeli ve varsa kullanılan ilaçlar anlatılmalı. Zayıflama amacıyla alınan bitkisel karışımlarda ilave edilen aktif bileşikler varsa mutlaka belirtilmesi gerekir. Bunun için eczacı ve hekim birlikte çalışmalı. Her karışım sağlıklı zayıflatır diye düşünmemek lazım. Bitkilerde farklı bileşikler metabolizmayı hızlandırabilir, yağ yakımını veya su atılımını artırabilir.”
Sağlam tansiyon ve mide hastalarının, devamlı ilaç kullanması zorunluluğu bulunan ya da metabolik hastalığı olan kişilerin zayıflamak için kulaktan dolma bilgilerle aktarlardan alışveriş yapmaması gerektiğini ifade eden Sağlam, şöyle devam etti:
“Zayıflamaya çalışırken vücudunuzun doğru işleyen organlarına da zarar verebilirsiniz. Vücudunuzun özelliğini bilmiyorsanız tehlikeli bir durum da oluşabilir. Zayıflayacağım derken hayatınızdan da olabilirsiniz. Zayıflamaya karar verenler hasta-hekim-eczacı zincirini asla unutmamalı ve bu zincir kırılmamalı.”
Bitkilerin ilaç ve gıdalarla etkileşiminin araştırılması ve bilinmesi de önem taşıdığını belirten Sağlam, “Bu amaçla üniversite bünyesinde kurslar düzenledik. Kurslara eczacılar ve hekimler katılıyor. Her konuyu bilimsel değerlendiriyoruz” dedi.