| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Yazılar arşiv 01.2009 Other entries in 2009-01 resimler , videolar
 
Ock
10
    
astrolojix.net | 10 Ocak 2009 17:15 | 0 fav | etiket: , , ,  
Obez olan astım hastalarının hastaneye daha çok yattıkları ve daha düşük bir hayat kalitesine sahip oldukları araştırmalar tarafından ortaya konuyor.

Yeni araştırmalara göre, obez olan astım hastaları normal kilodaki astım hastalarına göre hastanede daha çok tedavi görüyor, daha zor hayatlar yaşıyor ve hastalığın kontrolünde daha başarısız oluyor.

Amerikan Kaiser Permaente, Massachusetts General Hospital ve Harvard Medical School tarafından yapılan araştırmada 1,113 astım hastası incelendi.

Çalışma kapsamında yer alan hastalara kilo, boy, sigara kullanımı, diğer hastalıklar, astım tedavisi, astıma bağlı olarak ortaya çıkan sorunlar, astım hastalığının kontrolü ve bu nedenle hastanede tedavi görüp görmedikleri hakkında sorular soruldu. Ayrıca hastaların vücut kitle endeksi de hesaplandı.

Kaiser Permanente Hastanesi’nin alerjik hastalıklar bölümü başkanı olan Dr. Michael Schatz ‘ obez olan astım hastalarıyla diğerleri arasında oldukça belirgin bir fark olduğunu’ söyledi. Dr. Michael Schatz geçen yıl içerisinde astım hastalarından obez olanların hastaneye kaldırılma riskinin diğerlerine göre 5 kat daha fazla olduğunu belirtti. Obez olan hastaların vücut kitle endeksinin 30 veya üzerinde olduğu belirlendi.

The Journal of Allergy and Clinical Immunology adlı yayında obezite ile ilgili bazı diğer farklılıkların da bulunduğu açıklandı. Astımı olan obez hastalarının astımlarıyla ilgili günlük sorun yaşama olasılığı diğer astım hastalarından 2.8 kat daha fazlayken bu kişilerin astım hastalığının kontrolünde 2.7 kat daha yetersiz oldukları görüldü. Dr. Schatz ‘daha önceki bir araştırmada obezitenin astım hastalığının şiddetini artırdığı belirlendi’ dedi.

Schatz’a göre vücut kitle endeksi 25 ile 29 arasında değişen fazla kilolu olan fakat obez olarak nitelendirilmeyen astım hastaları için bu bulgular yeterli değil. Araştırmada yer alan fazla kilolu astım hasta sayısının yeterli olmadığını söyleyen doktor ‘normal ağırlıkta olan kişilerle fazla kilolu astım hastalarının aynı oranda risk taşımadığını’ belirtti. Astımı kontrolde tutmak için Dr. Schatz’ın en iyi önerisi ağırlığınızı normal ölçülerde tutmanız.

Kaliforniya Üniversitesi’nde tıp ve fizyoloji profesörü olan Dr. Christopher Cooper’a göre bu araştırmalar sayesinde astım ve vücut ağırlığı arasındaki bağlantı kanıtlanmış oldu. Araştırmanın yeterli sayıda hastayı kapsadığını ve sonuçların ortada olduğunu söyleyen Cooper araştırmadaki tek yetersiz noktanın kilo veren astım hastalarının durumlarındaki değişikliklerin gözlenmemesi olduğunu söyledi.

Obezitenin astım hastalığını neden ilerlettiği tam olarak bilinmiyor. Schatz ve ekibine göre bu durumun sebebi obez hastaların kendilerini daha az tanıması ve hastalığın kontrol altında tutulması için gereken önlemlere uymaması olabilir.


 
Ock
07
    
astrolojix.net | 07 Ocak 2009 13:38 | 0 fav | etiket: ,  
İçerisinde kafein bulunan kolanın sodyum açısından da zengin olduğu, bir miktar kafein ve aşırı miktarda sodyumun kemik kırılmalarına yol açtığı vurgulandı.

Sağlıklı bir yaşamın güvenli besinlerle sürdürülebileceğini belirten Erciyes Üniversitesi Atatürk Sağlık Yüksek Okulu Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç, sıklıkla tüketilen kolanın kemik düşmanı olduğunu söyledi.

Güvenli besinin öncelikle besleyici değerini kaybetmemiş olması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Neriman İnanç, kolanın özellikle kemik sağlığını olumsuz etkilediğini söyledi:

�İçerisinde kafein bulunan kola, sodyum açısından da zengindir. Bir miktar kafein ve aşırı miktarda sodyum, kemik kırılmalarına neden olur. Bir taraftan süt içirelim kemikleri koruyalım derken kola tüketimine göz yummak doğru değil. �Yasaklansın� demeyi istiyorum ama yasaklar da doğru yere götürmüyor. Mümkün olduğu kadar tüketilmemesi gerekiyor. Sağlıklı beslenmede kolaya yer yok. Hele hele sporcuların kemikleri çok daha önemli. Kemiklerinizin kırılmasına razıysanız kola içebilirsiniz.�

KARBONHİDRAT VE PROTEİN BİRLİKTE TÜKETİLMELİ

Doğru ve dengeli beslenmeyle ilgili açıklamalar yapan Prof. İnanç, önyargıların aksine karbonhidrat ve proteinlerin aynı anda tüketilmesinin zararlı olmadığını, doğal besinlerin içerisinde protein, karbonhidrat, vitamin ve minerallerin birlikte bulunduğunu belirtti. Bunların boşuna bir arada yaratılmadığını ifade ederek, �Bunları böyle almak lazım. karbonhidrat ve proteini bir arada kullanmamak bilimsel olarak doğru değil. Çünkü, sütte de ette de protein var. Yanında yediğimizi ekmekte de karbonhidrat var� dedi.

Besinlerin hem fiziksel hem kimyasal hem de mikrobiyolojik açıdan temiz ve bozulmamış olması gerektiğini belirten Prof. Dr. İnanç, besinlerin virüsleri, bakterileri ve zararlı mikroorganizmaları taşıyabildiğini vurguladı, �Bunlar bazen vücudumuzun bazı bölgelerine yerleşerek felç, menenjit gibi hastalıklara neden olabiliyor. Ülkemizdeki bu hastalıklarla ilgili veri yok ama ABD�de her yıl 76 milyon insan bu bakterilerden hastalanıyor, 5 bin insan ise ölüyor� diye konuştu.

BESİNLERİ DOĞRU SAKLAMAK ÖNEMLİ

Gıdaların cam parçası, metal, kıymık, saç gibi bazı fiziki maddelerle de kirlenebildiğine dikkati çeken İnanç, şunları kaydetti:

�Besinleri sakladığımız kaplar, çözülme sonucu oluşan bazı metaller, tarım ilaçları, iyi durulanmayan bazı kaplardan geçen deterjanlar, ambalajlarda kullanılan renkli plastikler, kimyasal olarak besinlerin kirlenmesine neden oluyor. Belki de en önemlisi besinin bileşiminde doğal olarak bulunan zehirli maddelerdir. Örneğin, yeşillenmiş patateste bulunan �solanim� maddesinin toksik, zararlı etkisi var. Besinlerin uygun koşullarda saklanamaması veya hijyenik koşulların yeterince sağlanamaması sonucu oluşan virüsler, küfler de biyolojik kirlenmeye neden oluyor. Bu kirlenmelerden arınmış besinleri almak zorundayız.�

Prof. İnanç, bir şeker hastasının, kullanacağı besindeki şeker oranını bilmesinin sağlık için gerekli olduğunu belirterek, bunun için de etiketlemenin yaygınlaştırılması gerektiğini bildirdi.

Bir ürünün güvenliği ile kalitesinin farklı şeyler olduğuna dikkati çeken Prof. İnanç, güvenlikten taviz vermenin mümkün olmadığını ancak kalitenin tüketicinin tercihine göre değişebileceğini kaydetti.


 
Ock
04
    
astrolojix.net | 04 Ocak 2009 19:40 | 0 fav | etiket: , , ,  
Lida DaiDaiHua Kapsulu, her gun sabah 2 su bardagi (tercihen ilik) su yardimi ile 1 kapsul alinir. Kapsul alindiktan 20-30 dakika sonra kahvalti yapilir. Lida kullanimi suresince gunluk asgari 2 litr... Lida DaiDaiHua Kapsulu, her gun sabah 2 su bardagi (tercihen ilik) su yardimi ile 1 kapsul alinir. Kapsul alindiktan 20-30 dakika sonra kahvalti yapilir. Lida kullanimi suresince gunluk asgari 2 litre su tuketimi tavsiye edilmektedir. Su ihtiyacinizi Kola/Gazoz/Cay gibi icecekler ile gidermeyiniz. Uyari: Lida , rejim ve diyet destegi gerektirmeden zayiflatabilen bir urundur. Lida kullanimi suresince yeme duzeninin bilincli olarak kontrol altinda tutulmasi (rejim ve diyet programi ile kullanilmaz) sakincalidir. Spor yapmaniz daha hizli bir basari saglamakla beraber sart degildir. Dikkat Edin Urun mutlaka sabah 1 kapsul alinmali ve 20-30 dakika sonra kisitlamasiz ve doyurucu olmak kaydi ile mutlaka kahvalti yapilmalidir. Urunun kullanim suresinde sabah kahvaltisinin ihmal edilmesi durumunda halsizlik, mide bulantisi gibi yan etkiler gozlenmistir. Lida DaiDaiHua Kapsulu kullanirken kahve kullanimini azaltmaz iseniz kalp carpintilari yapabilir. Lida DaiDaiHua Kapsulu kullanimda asiri alkol kullanmaniz karaciger uzerinde olumsuz etkilere sebep olabilir. Halsiz kaldiginizi dusunuyorsaniz bunyenizin besin ihtiyacini yeteri kadar saglayamiyorsunuzdur ve Lida DaiDaiHua Kapsulu sabah 10:00 dan sonra aldiginizdan kaynaklanmaktadir. Lida DaiDaiHua Kapsulu ilk kullanimlarinizda (ilk 10-15 gun) agiz kurulugunu cok fazla hissedebilirsiniz. Bunyenizin alismasini bekleyiniz. Agiz kurulugu bir yan etki degildir sadece su tuketilmesi icin size verilen bir oto kontrol mekanizmasidir. Uyarilarimiza uyuldugu surece Lida DaiDaiHua Kapsulu herhangi bir saglik sorunu ve kalici bir yan etki yapmamaktadir. Ozellikle sikayet alinan carpintilarin en buyuk sebeplerinden biri asiri derece kahve tuketimidir


 
Ock
03
    
astrolojix.net | 03 Ocak 2009 23:54 | 0 fav | etiket: , ,  
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Bağımlılık Programı Sorumlusu Prof. Dr. İlhan Yargıç, yeni yıl ve yeni başlangıçların sigaradan kurtulmak isteyenler için önemli bir motivasyon olduğunu bildirdi.

Prof. Dr. Yargıç, birçok insanın yeni yılla birlikte, ''kilo vermek, para biriktirmek veya spor yapmak'' gibi kararlar aldığını belirterek, sigara tiryakileri için bu kararlardan birinin her zaman ''yeni yılda sigarayı bırakmak'' olduğunu kaydetti.

Bu kararın genellikle yeni yılın ilk günlerinde unutulduğuna dikkati çeken Yargıç, bunun da sigarayı bırakmanın sanıldığı kadar kolay olmamasından kaynaklandığını söyledi.

Yargıç, insanın kendini hazırlaması ve yeni yılda bunu başarmak üzere profesyonel destek almasının, sigarayı bırakmada başarı şansını yükselttiğini, hiçbir yardım almadan bırakan kişiler de bulunduğunu ancak defalarca denediği halde başaramayanların mutlaka profesyonel yardım almaları gerektiğini kaydetti.

''Ağır bağımlı'' olanların tıbbi destek almadan sigarayı bırakmalarının zor olduğuna işaret eden Prof. Dr. İlhan Yargıç, sabah kalktıktan sonra yarım saat içinde ve günde 1 paketin üzerinde sigara içmenin ''ağır bağımlılık'' belirtileri olduğunu vurguladı.

İlhan Yarğıç, ''Bu durumdaki kişilerin tıbbi bir destek almadan bırakmaları daha zordur. Profesyonel yardım içinde danışmanlık, davranışsal terapiler ve uygun ilaç tedavileri yer alır'' diye konuştu.

Araştırmaların, sigara bağımlılarının yüzde 70'inden fazlasının aslında sigarayı bırakmak istediğini ifade eden Yargıç, şu görüşleri dile getirdi:

''Sigaradan kurtulmak isteyen bağımlılar için yeni yıl ve yeni başlangıçlar, gerçekten önemli bir motivasyon. Ancak yeni yılda sigarayı bırakma kararı vermek kadar önemli olan, bu kararı sürdürebilmek için kendini hazırlamak ve gerekiyorsa destek almaktır. Çünkü sigara bırakma, zor bir süreci beraberinde getirir. Bunun nedeni, sigara içmenin hem psikolojik hem fiziksel bir bağımlılık olmasıdır.''

KRONİK VE NÜKSETİCİ BİR HASTALIK

Prof. Dr. İlhan Yargıç, sigara kullanımının, ''nikotine karşı fiziksel ve psikolojik bağımlılığa neden olan kronik ve nüksetici bir hastalık olduğunu'' belirterek, tiryakilerin sigarayı bıraktıklarında yeniden içmek için şiddetli bir arzu ve yoksunluk belirtileri gösterdiklerini söyledi.

Yargıç, sigara bırakıldığında nikotin yoksunluğuna bağlı olarak uyku bozukluğu, asabiyet, depresyon, huzursuzluk, konsantrasyon bozukluğu gibi belirtilerin ortaya çıkabileceğine dikkati çekerek, sigarayı bırakma tedavisinde bilimselliği kanıtlanmış yöntemlerin kullanılmasının çok önemli olduğunu bildirdi.

Sigarayı bırakmaya çalışanların, bunu başaramamalarının ardında sıkça yapılan hataların da bulunduğunu vurgulayan Yargıç, ''Sigarayı az içme, bir tane içmekle bir şey olmayacağı, sigarayı bırakmayı başaramayacağı ve light sigara içme yanılgıları. Bu yanılgılar, insanın sigarayı bırakamaması yönünde çok olumsuz etkenlerdir'' görüşünü dile getirdi.


 
Ock
01
    
astrolojix.net | 01 Ocak 2009 12:59 | 0 fav | etiket: ,  
Prof. Dr. Vural Kavuncu, karlı ve buzlu havalarda düşme sonucu en çok kalça kırılmalarının meydana geldiğini söyledi. Kavuncu, karlı ve buzlu havalarda vatandaşların küçük adımlarla yürümelerinin düşme riskini azaltacağını vurguladı.

Afyonkarahisar Korel Termal Otel Klinik Direktörü Prof. Dr. Vural Kavuncu, vatandaşların, karlı ve buzlu havalarda yürürken daha dikkatli olmaları gerektiğini belirterek, kalça kırıklarının yaşamsal riski de önemli ölçüde artırdığını kaydetti.

Özellikle ileri yaşla birlikte kemiklerin zayıflamasına bağlı olarak basit düşme ya da çarpmalarla bile kırıklar oluşabileceğini ifade eden Prof. Dr. Kavuncu, şöyle konuştu: �Düşme sonucu en çok kalça kırıkları yaşanıyor. İleri yaşlarda görülen kalça kırıkları yaşamsal riski de önemli ölçüde artırmaktadır. 70 yaşın üzerinde olanların özellikle risk altında olduğu, osteoporoz tedavisinde kullanılan ilaçlar ile kırık riski en iyi olasılıkla yüzde 50 oranında azalır. Halbuki alınacak basit tedbirlerle yaşlı insanların düşme riski yarı yarıya azaltıldığında da aynı koruyucu etkiye ulaşmak mümkün. Düşme riskini azaltmak için alınacak tedbirler konusunda en basit önlem, bu riski taşıyan insanların karlı ve buzlu havalarda zorunlu olmadıkça dışarıya çıkmamalarıdır. Ancak, gerekiyor ise tabanı kaymayan ayakkabılar tercih etmeleri, altları lastik kaplamalı baston kullanmaları, araçlara iniş ve binişlerde dikkatli olmalarında yarar var.�

Kavuncu, karlı ve buzlu havalarda vatandaşların küçük adımlarla yürümelerinin düşme riskini azaltacağını vurguladı.

Ellerin cepte olması ise kırıkların artmasına, düşerken kafanın yere çarpmasına bağlı beyin kanamalarına kadar varan büyük tehlikelere neden olabiliyor.